Türkiye’de Gençlerin İyi Olma Hali Raporu 6 yayımlandı. Habitat Derneği’nin yayımladığı raporda, aslında tam da bir önceki yazımda sorduğum soruların cevaplarını görebiliyoruz.
Gençleri anlamak, hissettiklerine pencere olabilmek önemli.
Peki rapor ne diyor? Bana göre en çarpıcı noktaları paylaşmak istiyorum.
2017’de gençlerin yüzde 70,8’i mutluydu; 2025’te bu oran yüzde 40,2. Umut da aynı şekilde: yüzde 66,6’dan yüzde 32,8’e. Yarıya inmiş. Sekiz yılda.
Bu gerilemenin en büyük tetikleyicilerinden birinin, geleceğe yönelik belirsizlik olduğu raporda da belirtilmiş. Gençlerin yüzde 54’ü “yarını değil, sadece bugünü kurtarmaya çalışıyorum” demiş.
Bunu okuyunca hâlâ “tembel, sorumluluk almıyor” diyebilir misiniz? Bilmiyorum. Ben diyemiyorum. Çünkü geleceğini ancak kırık camlar ardından görmeye çalışan bir gençliğin, yine geleceği için çaba sarf etmeyeceğini anlamıyor olamayız.
Raporda, gençlerin yüzde 77,1’i iş bulmanın zor olduğunu düşünüyor. En çok öne sürdükleri nedenler: yeterli iş olanaklarının olmaması, tanıdık eksikliği ve tecrübe kısır döngüsü.
Yeterli iş olanaklarının olmaması ve tanıdık eksikliği konuları, gerçekten genç nüfusun yoğun olduğu bir ülke için oturup günlerce, aylarca, belki de yıllarca “neyi yanlış yaptık?” diye düşünmemiz gereken bir noktaya işaret ediyor.
Tecrübe kısır döngüsüne gelelim. Çok yakından tanıdığımız bir döngü bu: yeni mezun–tecrübeli çatışması. Firmaların çoğu tecrübeli genç çalışan ararken, aynı firmalar gençlere fırsat vermiyor. E, fırsat verilmeyen gençler nasıl tecrübe edinebilir?
Gençlerin yüzde 62,4’ü kendini başkalarından daha yoksun hissediyor — buna rapor “göreli yoksunluk” diyor. Bu kavramı unutmayın. Önümüzdeki yıllarda daha çok konuşacağımız bir kavram olabilir.
Rapordaki tüm verilerin değerli olduğunu düşünmekle birlikte, bana göre en çarpıcı nokta şu: “Benim gibi insanların hükümetin işine karışma şansları yoktur.”
Gençlerin yüzde 41,7’si sistemi etkileme şanslarının olmadığına inanıyor. Bakın, gençlerin beşte ikisi bu sistemin değişebileceğine değil, değiştirebileceğine de inanmıyor.
Yüzde 57,9’u siyasetçilerin kendileri için önemli konularla ilgilenmediğini düşünüyor. Yüzde 56,9’u siyasetçilere ulaşamadığını söylüyor. Yüzde 55,8’i “Ankara’ya başvurmanın bir anlamı yok, onlar sadece kendilerini düşünüyor” diyor. Yüzde 54,2’si siyasetin sorunlarına çözüm olmayacağına inanıyor.
Ama ilginç olan şu: Gençlerin yüzde 79,9’u oy kullanıyor. Yani sisteme sırt çevirmiyorlar — ama sisteme güvenmiyorlar. İkisi aynı anda var.
“Oy kullanıyorlar ama inanmıyorlar” — bu, apati değil; kırılmış bir beklenti. Çok farklı bir şey.
Geleceğe yönelik umutlarının azaldığını söyleseler de, tüm bu azalmaların sonucunda denemekten vazgeçmiyorlar.
Zorlanıyorlar, evet. Ama yıkılmış değiller.
Aileyle hâlâ masaya oturuyorlar, hâlâ sohbet ediyorlar. Yüzde 85,5’i ailesiyle ilişkisinden memnun. Sisteme güvenmeseler de yüzde 79,9’u oy kullanmaya gidiyor — çünkü vazgeçmek başka, küsmek başka.
Kendi işini kurmak isteyenlerin oranı yüzde 35,8. Yapay zekâyı kullananlar, içerik üretenler, bir şeyler inşa etmeye çalışanlar burada.
Hepsinin ortasında, günü zor kurtarırken bile tutunmaya devam ediyorlar. Bunu görmezden gelmek de en az diğerini görmezden gelmek kadar haksızlık.
Bunların hepsi “her şey yolunda” ya da “her şey mahvoldu” demek değil elbette — ama “bu nesil tamamen çökmüş” anlatısına da uymayan veriler.
İkisi aynı anda var: zorlanıyorlar ama devam ediyorlar. Şimdilik.
Raporu okumak için: Habitat Derneği Yayınları
Sevgiler,
Abide